Doç. Dr. Deniz Erdoğdu: Bilim dışı uygulamalar nedeniyle kayıplar fazla

  • 09:02 11 Mayıs 2021
  • Sağlık
 
Marta Sömek
 
İSTANBUL - Covid-19 nedeniyle vaka artışının hız kesmediği, önlemlerin alınmadığı ve salgının kontrol edilemediği Türkiye'de, kapanmanın salgının başında yapılması gerektiğini belirten TTB Merkez Konsey üyesi Doç. Dr. Deniz Erdoğdu, bu haliyle yapılan aşılamanın salgını önlemede yetersiz olacağına dikkat çekti.
 
Geçtiğimiz yıldan bu yana tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle dünya genelinde yaşamını yitirenlerin sayısı 3,27 milyona ulaştı. Türkiye'de ise kapanmanın yaşandığı Mayıs ayından bu yana vefat ve vaka sayısı düşmüyor. En son Sağlık Bakanlığı tarafından günlük yayınlanan koronavirüs tablosuna göre son 24 saatte 282 kişi yaşamını yitirdi, 13 bin 604 yeni vaka tespit edildi. 
 
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konsey üyesi Doç. Dr. Deniz Erdoğdu, önlemlerin alınmadığı ve başından beri kontrolden çıkan salgının yönetilme süreci, aşılamanın yaygın ve hızlı yapılmaması, kapanma sürecindeki çalışma koşulları ve yoğun bakım doluluk oranlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
İstanbul dahil Türkiye'nin birçok kentinde Covid-19 günlük haritasında da görüldüğü gibi salgının iyi yönetilemediği için bilim dışı uygulamalar nedeniyle kayıpların daha fazla olduğunu belirten Deniz, aşılamanın yaygın ve hızlı yapılmaması ile salgının başında kapanma uygulanması gerektiğinin altını çizdi.
 
'Bilim dışı uygulamalar nedeniyle kayıplar daha fazla'
 
Nisan ayı itibariyle en yüksek vaka ve vefat sayılarının yaşandığını vurgulayan Deniz, "Sayı diyoruz ama hepsi birer can. Tüm dünyada da büyük kayıplar verildi ama ülkede salgın iyi yönetilmediği için bilim dışı uygulamalar nedeniyle kayıplar daha fazla oldu. Mayıs ayına baktığımızda vaka ve ölüm sayıları azalıyor gibi, bunun bir nedeni aşılama olabilir fakat hızımız düşük. Aşılama programını şubat 2023’te tamamlayacağız, bu iyi bir hedef değil ve aşılamanın yaygın ve hızlı yapılmadığını gösteriyor" dedi. Son verilere göre yatak doluluk oranının yüzde 53.1, erişkin yoğun bakım yatağı doluluk oranının yüzde 68.2, ventilatör doluluğunun ise yüzde 33.8 olduğunu aktaran Deniz, paylaşılan bu rakamlara güvenmediklerini ifade etti.
 
'Bakanlık verileri açıklıkla paylaşmıyor!'
 
"Günlük pratikten biliyoruz, Tabip Odası üyeleri de hep bu sorunları dile getiriyor, hala hastaneye ulaşamayan, yer olmadığı için hastane, klinik hizmeti alamayan, evde takip edilen Covid-19, zatürre geçiren ciddi hastalarımız var ve yoğun bakımlarda yer olmadığı için 112’ler, yoğun bakım kliniğinden doktorlar diğer hastanelere yatak soruyorlar" diyen Deniz, ventilatör doluluk oranının düşük gösterildiğini fakat solunum desteği anlamında ventilatör ihtiyacının olduğunu ekledi. Deniz, verilerin bakanlığın elinde olduğunu ve bakanlığın da bu verileri açıklıkla paylaşmadığını, Tabipler Odası'nın kendi araştırmaları ve sahadan aldıkları yakınmalarla tahminler yürüttüklerini belirtti.
 
'Salgın yönetimindeki başarısızlıklarını gizlemek istediler'
 
Ağır hasta ve vaka sayılarının yüksek olduğunu sağlık çalışanlarının kaybından da anlaşılacağını söyleyen Deniz, 419 sağlık çalışanının Covid-19 nedeniyle yaşamını yitirmesinin yüksek bir oran olduğunu kaydetti. Tüm hasta ve vakaların dört katına tekabül ettiğini belirten Deniz,  Covid nedeniyle yaşamını yitirenlerin tanısına bulaşıcı hastalık ya da Covid-19 hastalığı olarak ölüm belgesi düzenlenmediğini ifade etti. Deniz, vefat rakamlarının gizlenmesinin sebebini şöyle değerlendirdi: "Salgın yönetimindeki başarısızlıklarını gizlemek istediler, üzerlerine düşen görevleri yerine getirmek istemediler, şehir hastaneleri nedeniyle kapatılan eski köklü hastaneleri açılmadılar, sosyal maddi desteklerde bulunmadılar ve daha fazla aşı satın alınmadı. Veriler düşük gösterilerek ikincil bir kazanç sağlanabilir, ayrıca en büyük vergi gelirinin elde edildiği turizmde de kayıp yaşamak istemiyorlar."
 
Fazladan ve engellenebilir ölümler
 
Hem dünya hem de yurt içindeki kamuoyunu yanılttıklarını vurgulayan Deniz, verilerin gerçekle alakasız bir şekilde açıklanmasının iyi niyetli bir uygulama olmadığının altını çizdi. İstatistiki olarak 2019 ve 2021 yılları arasında karşılaştırma yaptıklarında 2020 Mart-Aralık aylarında ölümlerin gerçekleştiği 24 il ve ilçeye bakıldığında ölümün artış hızının yüzde 51, bunun da 115 bin kayıp olduğu anlamına geldiğini dile getiren Deniz, tüm bu verileri ilgili bölümlerden veri toplayarak elde ettiklerini ifade etti. Ölümlerin önlenebileceğini fakat salgınla iyi mücadele edilmediği için hem sağlık çalışanlarının hem de yurttaşların kaybının daha fazla olduğunu söyleyen Deniz, bu duruma 'fazladan ve engellenebilir ölümler' dediklerini sözlerine ekledi.
 
Türkiye'deki aşı oranı düşük bir hızda
 
Aşılanma oranının nisan ayı itibariyle yüzde 13.5, toplamda da 20 milyonu geçtiğini aktaran Deniz şunları kaydetti: "İkinci doz aşısını olan vatandaş sayısı 10 milyona yakın, bu düşük bir hız. Almanya’da bu rakam daha yüksek oranlarda, nisan ayında Almanya’da toplumun yüzde 17.2’si aşılanmış, dünya çapında ise yüzde yedi civarında. Tüm dünyada 2023 ağustos ayına kadar herkesin aşılanacağı düşünülüyor. Bu hastalığın durdurulabilmesi ve bağışıklığın sağlanabilmesi için toplumun yüzde 80’inin aşılı olması lazım, bu da ülkemiz için 65 milyon insan yapıyor ki 18 yaş altına daha aşılanma bile yapılmadı."
 
Desteksiz kapanma: Yine yanlış yapıldı
 
"Biz kapanma önerdik ama ekonomiyi ve çarkların dönmesini gözeterek değil, halkın evlerde ekonomik ve sosyal olarak desteklenerek ve bu kadar ölümler olmadan, salgın yaygınlaşmadan erken bir dönemde kapanmayı önerdik" diyen Deniz, kapanma için gecikildiğini kaydetti. Miting, kongre, açılış gibi uygulamaların toplumda varyant virüsün hızla yayılmasına, vakaların artmasına ve ölümlerin artmasına yol açtığını vurgulayan Deniz,  herhangi bir destek olmaksızın kapanma uygulamasının sağlıklı bir yöntem olmadığını ifade etti. Deniz devamında şu sözleri kullandı: "Çok az ekonomik destek uygulanarak bazı kişilerin evde tutulması sağlandı fakat DİSK-AR’ın araştırmasına göre 16-17 milyon çalışan insan var, bunların çoğu işçi, kalabalık fabrikalar ve atölyelerde çalışıldığı sürece bulaş artacaktır. İnsanlar evde tutulacak şekilde destekli kapanmaya gidilebilirdi, bu şekliyle de yine yanlış yapıldı.
 
‘Pandeminin etkileri uzunca bir süre görülecek’
 
Deniz, beslenme, eğitim ve temel yaşam ihtiyaçları gibi birçok ihtiyaç karşılanmayarak kapanmaya gitmenin insanları kaderine terk etmekle eş değer olduğunun altını çizerek, geçtiğimiz hafta hiç siftah yapamadığı için intihar eden yedi esnafın olduğunu ve bu sayının gittikçe arttığını dile getirdi. Ayrıca günübirlik çalışanlar,  düzenli geliri olmayanlar, yoksullar ve işçilerin de kapanma sürecinden oldukça olumsuz etkilendiğine ışık tutan Deniz, "Salgından ve salgın için yapılan bu katı kapanma tedbirlerinden esnafın, yoksul kesimin düşünülmemesi nedeniyle çok olumsuz etkilendiler" ifadelerini kullandı. Deniz, halkın pandemi sürecinde sosyal ve psikolojik olarak etkilendiğini ve bu etkilerin uzunca bir süre görüleceğine işaret etti.
 
'Dikkate alınmıyoruz'
 
Deniz, bilgi alışverişi, öneri ve paylaşımda bulunmak için Sağlık Bakanlığı ile birçok kez iletişime geçerek randevu almaya çalıştıklarını fakat randevu verilmediğini aktardı. Buna ilişkin de TTB’nin web sitesinde kendilerine ne kadar zamandır randevu verilmediğine dair bir sayaç olduğunu belirterek dikkate alınmadıklarını ekledi. Aylık Covid-19 izleme grubunun önerileri ve raporlarını bir yıl boyunca paylaştıklarını ve Mart 2021’den itibaren de önemli bilim insanlarından oluşan farklı bir pandemi çalışma programı oluşturduklarını dile getiren Deniz, salgını tüm boyutlarıyla yakından izleyip tartıştıklarını, bundan sonra da bu verileri toplumla paylaşmaya devam edeceklerini paylaştı.
 
Son olarak, "Aşılama nasıl yapılmalı, eğitimde hangi önlemler alınmalı, hastalığın tedavi algoritmaları, filyasyondaki etkiler ve yanlışlar nelerdir, filyasyon gerçek anlamda nasıl olmalıdır diye uyarıyoruz" diyen Deniz, doğru verileri daima toplumla paylaşacaklarının altını çizdi.