Marmara Cezaevleri raporu: Tecrit ağırlaştırıldı, ihlaller arttı

  • 15:20 27 Ekim 2021
  • Güncel
İSTANBUL - İHD İstanbul Şubesi, Marmara Bölgesi'nde bulunan cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin hazırladığı raporu kamuoyu ile paylaştı. Raporda, üç ayda bin 761 ihlal başvurusu alındığı bilgisi verilerek, cezaevlerinde tecridin ağırlaştırıldığının altı çizildi.
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, Marmara Bölgesi'nde bulunan cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin hazırladığı raporu açıkladı. Dernek binasında yapılan açıklamaya, İHD Şube Başkanı Gülseren Yoleri, Hapishaneler Komisyonu üyeleri Mehmet Acettin ve avukat Ümmühan Kaya katıldı.
 
Üç ayda bin 761 başvuru
 
Avukat Ümmühan Kaya, raporun Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarını kapsayan 3 aylık bir rapor oluğunu söyledi. Raporda Marmara Bölgesi dışından derneğe gelen ve takibi yapılan başvuruların da olduğuna dikkat çeken Ümmühan, toplamda 25 cezaevinden gelen başvurular olduğunu aktardı. Ümmühan, üç aylık sürede derneklerine toplam bin 761 ihlal başvurusu yapıldığı bilgisini paylaştı. 
 
İhlaller
 
Raporda derneğe yapılan ihlal başvuruları arasında “İşkence, darp, kötü muamele” başlığında; 45 işkence ve darp ihlali, 47 kötü muamele, 34 psikolojik baskı, 17 hücre cezası, 20 çıplak arama, 19 aramalarda ağız içi arama, 6 hücre baskını, maske, eldiven kullanılmamasına dair 20, onur kırıcı davranış ve küfürlü konuşma 31, tutuklular adına sahte evrak düzenlenerek imzalatılması 1, Kürtçe savunma talebinin reddedilmesine dair 2 ihlal; tutukluların kendi ülkesine iade talebinin reddi 2, ajanlık dayatılması 1, ajanlığa zorlama 3, infaz yakma 3, keyfi disiplin cezası 7, denetimli serbestlikten yararlandırmama 3, cinsel taciz 1, sevk 5, bağımsız koğuşa geçmeye zorlama 9, yakının cenazesine katılmasına izin verilmemesi 2, hücrelerde bulunan çağrı butonuna basılmasına karşı cezalandırma tehdidine dair de 4 ihlal yaşandığı bilgisi verildi.
 
Tecrit ağırlaştı
 
İhlallerin 546’sının Temmuz, 505’nin Ağustos, 710’un da Eylül ayında gerçekleştiğini söyleyen İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, “Ana başlıklar işkence kötü muamele, sağlık ve iletişim hakkı ihlali gibi onlarca alt başlıklarla ihlallerin gerçekleştiğini görüyoruz. 3 aylık dönemde işkence ve kötü muamele ile Covid dönemine özel sorunlar arttı, çözülmedi. Covid hak gaspları için bahane yapıldığı özellikle tecridin ağırlaştırıldığını görüyoruz. Ağız içi ve çıplak arama yöntemlerin bu süreçte daha fazla uygulandığını görüyoruz. Yasal düzenlemelere ‘iyi hal’ şartı getirilerek özellikle açık cezaevlerine geçiş, denetimli serbestlik ya şartlı tahliye konusunda keyfi uygulamaları gündeme getirdi” dedi.
 
‘647 tane hak ihlali başvurusu var’
 
Temmuz, Ağustos, Eylül aylarında yaşanan hak ihlallerine ilişkin konuşan avukat Ümmühan Kaya, işkence, darp ve kötü muameleye ilişkin 334, sağlık hakları ihlali için 334, iletişim hakları ihlali açısından 497, açlık grevi ihlalleri için 56, Covid-19’a karşı yetersiz önlemle ilgili 219, öz bakım ihtiyaçlarının karşılanmamasına ilişkin 223 başvuru yapıldığı bilgini paylaştı. Ümmühan, “S Tipi Cezaevleri’nde tek kişilik hücreyle ilgili 5, kapıların merkezi sistemle açılması 5, duvar dibinde yürümeye zorlanma 5, gardiyanlara ‘abi’ diye hitap etme suçundan kaynaklanan 5, ayakta sayım için 5 ve hücre ve tuvaletin aynı yerde tutulmasına ilişkin 5 tane başvuru yapıldı. Buna benzer nedenlerle yapılan 647 tane başvuru var” şeklinde başvurulara dair detayları verdi.
 
‘S tipi cezaevinde ağırlaştırılmış tecrit uygulanıyor’
 
S tipi cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin gündeme getirilmesinin önemli olduğunu vurgulayan Gülseren Yoleri ise, “Hücre tipi hapishaneler uzun zamandır gündemimizde. 97 yılından beri bu konuya ilişkin mücadeleyi sürdürüyoruz. Ancak tecrit ve hak ihlalleri giderek artıyor. Cezaevi yönetenler, F tipi hapishanelerde arzuladıkları tecridi gerçekleştiremedikleri için daha ağır hapishanelere yöneldiğini görüyoruz. S tipi hapishaneler tek kişilik hücre tipinden oluşuyor ve daha baskıcı bir sistem. Bu hapishanelerden şimdiye kadar gelen duyumlar uygulamaların çok sert ve tecridin çok daha ağır olacağı yönünde. Bu durum tutsakları kaygılandırıyor. Bu hapishanelere tutsaklar gitmek istemiyor. Gitmeleri istendiğinde direnişlerini göstereceklerini söylediler. İnsan hakları savunucularını ve siyasete yön verenlerin bu konuda ses çıkarması yönünde çağrı yapıyoruz” ifadelerini kullandı.
 
‘Hasta tutsakların yaşam hakları korunmalı’
 
Cezaevlerinde yaşanan ihlallerin ve keyfi uygulamaların pandemi dönemi ile arttığını ifade eden Mehmet Acettin de  “Mahpuslara yönelik hak ihlalleri vahim boyuta ulaşmıştır. Tecrit işkence yöntemi olarak kullanılıyor. Ceza infaz yasasındaki değişiklikler ve keyfi uygulamalar yeni bir sorun alanı yaratmıştır. Pandemi döneminde ağır tecridin yanında tedavi hakkının yerine getirilmemesi ağır tehdit oluşturmaktadır. Ağır hasta ve yaşlı tutsakların sağlık ve yaşam haklarını koruyacak önlemlerin acilen alınması ve pandemi döneminde serbest bırakılarak salgına karşı korunmaları sağlanmalıdır” çağrısında bulundu.